THY VE HAVA YOLLARI SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ (2014)

Türkiye, coğrafi koşullarının elverişsizliği, yatırımların gerçekleştirilebilmesi için kaynak ayrılamaması gibi sebeplerle ulaşım konusunda, ekonomik gücü bakımından dünyanın 17. sırasında olan bir ülkenin 2014 yılında ulaşması gereken noktada maalesef yer almamaktadır. Osmanlı döneminde demiryolunun tarihi, 1851 yılında 211 km’lik Kahire-İskenderiye Demiryolu hattının imtiyazının verilmesiyle, bugünkü milli sınırlar içindeki demiryollarının tarihi ise 23 Eylül 1856 yılında 130 km’lik İzmir-Aydın Demiryolu hattının imtiyazının verilmesiyle başlar. Örneğin ülkemizde halen aktif olarak kullanılmakta olan demir yolu taşımacılığının inşaa tarihlerine bakıldığında, İzmir-Alaşehir hattının 1864 yılında bir Fransız şirket tarafından yapıldığı, İzmir-Aydın hattının ise 1866 yılında bir İngiliz şirket tarafından yapıldığını görmekteyiz.

Rumeli Demiryolları 2383 km
Anadolu-Bağdat Demiryolları 2424 km
İzmir -Kasaba 695   km
İzmir -Aydın  610  km
Sam-Hama 498   km
Yafa-Kudüs 86     km
Bursa-Mudanya 42     km
Ankara-Yahşihan 80     km
Toplam 8.619 km

Cumhuriyetin ilk yıllarında da demir yolu yapımına oldukça önem verilmiştir. Kıt kaynaklara rağmen, 1923-1950 yılları arasında yapılan 3.578 km.lik demiryolu yapıldı. 2. Dünya savaşı sebebiyle hedeflenen demiryolu uzunluğuna ulaşılamamış olması da, talihsizliktir. 1950 sonrası dönemde karayolu ağırlıklı döneme geçilmiştir. Ülkemiz ulaşım sistemi içerisinde karayolu-demiryolu yük taşıma paylarına bakıldığında, karayolu yük taşıma oranı % 94, demiryolu yük taşıma payı ise % 4’dür. Demiryollarının yük taşımacılığındaki payı son 50 yılda % 60 oranında gerilemiştir.

Asıl konumuz olan, hava yolları ulaşımı da yine Cumhuriyet döneminde, devlet eliyle gerçelşetirilmiştir. 1933 yılında bir yasal düzenlemeyle kurulmuştur. O zamanlardaki ismiyle Devlet Hava Yolları İşletmesi, şimdiki adıyla THY, beş uçak ve 23 koltuk kapasitesi ile Ağustos 1933 tarihinde seferlere başlamıştır. 1956  yılında kurum, yapılan değişiklikle Anonim ortaklık olarak faaliyetine devam ettirilmiştir.

Ülkemizdeki ulaşım sektörünün tarihçesine kısaca değindikten sonra, günümüz dünyasında ulaşım sektöründen elde edilen gelirleri, rekabeti ve Türkiye’nin bu pastadan aldığı dilimi ird eleyelim.  Havalimanı sayısı bakımından dünya lideri 15.000’den fazla havayoluna sahip olan ABD’dir. ABD ulaşımda ve taşımacılıkta öncelikli olarak havayolunu tercih etmesi sebebiyle, bu yönde çok ciddi yatırımlar yapmıştır.  ABD’yi 4500 havalimanı Brezilya taki etmektedir. 2013 yılı verilerine göre ise ülkemizde 118 adet havalimanı bulunmaktadır.  Ülkemizde faaliyet gösteren hava yolu firmaları ise aşağıdaki gibidir;

Airline Faaliyete
Geçme
AnadoluJet 2008
Atlasjet 2001
Borajet 2010
Corendon Havayolları 2005
Free Bird Havayolları 2001
İzmir Hava Yolları 2006
MNG Airlines 1997
MyCARGO Airlines 2004
Onur Air 1992
Pegasus Airlines 1990
Saga Airlines 2004
Seabird Airlines 2012
SunExpress 1990
Tailwind Airlines 2009
Turkish Airlines 1933
ULS Airlines Cargo 2004

2011 yılı verilerine göre, global pazarda faaliyet gösteren firmalardan  elde ettiği cirolar bakımından ilk 10’da yer alan firmaların sıralaması aşağıdaki gibidir;

1.      Lufthansa Grubu: 36,1 milyar dolar

2.      Uniter Continental Holdings: 34 milyar dolar

3.      Delta: 31,8 milyar dolar

4.      Air France-KLM Grubu: 31,3 milyar dolar

5.      Fedex: 30,6 milyar dolar

6.      AMR Corporation: 22,2 milyar dolar

7.      British Airways/Iberia: 19,5 milyar dolar

8.      Japan Airlines: 16 milyar dolar

9.      All Nippon Airways: 16 milyar dolar

10.     Emirates Grubu: 14,8 milyar dolar

Avrupa Bölgesi’nde bulunan hava yolu şirketlerinin yarattığı ekonomik değerleri incelersek; 36 yerleşik tarifeli havayolu kuruluşunu biraraya getiren Avrupa Havayolları Birliği’ne üye şirketler yılda 374 milyon yolcu ve 7 milyon ton kargo taşıyor. Birliğe üye havayollarında 2 bin 689 uçak, 162 ülkede 662 varış noktasına ulaşıyor. Avrupa’daki havayolları günde 11 bin 934 uçuş gerçekleştiriyor. 394 bin 200 kişinin çalıştığı sektör yılda 80 milyar euroluk bir ciroya sahiptir. Uluslararası Sivil Havacılık Sektörü (ICAO) 2012  verilerine göre, dünyada 5,8 milyar yolcu taşıma gerçekleşmiştir. 2011 yılında 892,139 olan dünya ticari uçak trafiği %7,5 artmış ve 2012 yılında 958.969 uçak olarak gerçekleşmiştir. Yük trafiği 2.249.473 todan %6 artışla 2012 yılında 3.397.788 tona ulaşmıştır.

Ülkemizin  sivil havacılık sektörü, yolcu taşıma sıralamasında, Avrupada 6., Dünyada da 12. sırada yer almaktadır. 31 Aralık 2012 tarihi itibariyle ülkemizde, 15 hava yolu (3 ü kargo işletmesi), 370 uçak, 55 hava taksi, 43 genel havacılık, 21 balon ve 39 zirai ilaç işletmesi ise 769 hava aracıyla hizmet vermektedir. Toplam hava aracı sayımız 1.135 adettir. İç hat uçuş ağımız ülke içinde 49 noktaya, dış hat uçuş ağımız ise 192 noktaya hizmet verebilmektedir. Ülkemiz toplam uçulan nokta sayısına göre dünyada ilk 10 ülke arasında yer almaktadır. Ülkemizin rekabet gücü en yüksek olan havayolu şirketi THY’dir. Uluslararası alanda da bir marka haline dönüşmüştür.Bulunduğu bölge bakımından Avrupa’daki diğer şirketlerle rekabet gösteren THY’nin açıkladığı 2012 verilerinde yarattığı ekonomik büyüklük aşağıdaki gibidir;

Doluluk oranı: yüzde 78,8

İç hat yolcu sayısı: 17,7 milyon

Dış hat yolcu sayısı: 27,3 milyon

Harcanacak yakıt miktarı: 3,99 milyon litre

Toplam yakıt gideri: 3,7 milyar dolar

Toplam ciro: 9,7 milyar dolar

Türk Hava Yolları (THY) Genel Müdürü Temel Kotil, “2003 yılında 1,5 milyar dolar olan ciromuz bu yıl (2013) 11,4 milyar dolara yükseldi. 2023 hedefimiz de 24 milyar dolar. Dolayısıyla iyi gidiyoruz”  şeklinde açıklama yapmıştır. THY’nin büyümesine verdiği desteği her fırsatta ifade eden hükümeti temsilen, Bakan Şimşek; ‘Türk Hava Yolları bundan 10 yıl önce pek kar eden bir havayolu şirketi değildi. Bütün dünya havayolundan yüzde 2’lik pay alıyor. Lufthansa’dan sonra Avrupa’nın en büyük ikinci havayoludur. Türk Hava Yolları bugün çalışan sayısını 10 binden 40 bine çıkarmış durumda. 2014 yılında da öngördüğü ciro 16 milyar dolar. Son gelişmeler değerlendirildiğinde birçok şey sürpriz değil’ şeklinde açıklamalar yapmıştır. Türkiye’yi yurtdışında “düşük maliyetli hava yolları” segmentinde başarılı bir şekilde temsil eden, Pegasus ve, THY’nin alt firması olan Anadolu Jet’i de unutmamak gerekir. Avrupa’daki sıralamada taşınan yolcu sayısı bakımından kendilerine 6. ve 9. Sıralarda yer bulan bu firmalar da, uluslararası rekabetiçinde kendilerine daha ön sıralarda yer bulabilmek için, yatırımlara devam ediyorlar. Halka arzı çok yeni gerçekleştirilen Pegasus, 2012 yılı verilerine göre ciro bazında DMH’ler arasındaki dünya sıralamasında 1,073 milyar dolar ile  18. sırada bulunuyor. Tabii ki yine her yıl olduğu gibi dünya DMH sıralamasında gerek ciro gerekse yolcu sayısı olarak ABD’li mega DMH Southwest birinci sıradadır.

Ulaşım genel itibariyle dört ayağı olan bir sektördür. Ülkemizde uluslararası arenada rekabet gücüne sahip olan ayak, hava yolları ulaşımıdır. Havayollarında uluslararası rekabet içinde ülkenin bulunduğu konumu koruyarak, daha ileriye gitmesi için aba harcanmaya devam edilirken, bunun yanında da üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkenin deniz ulaşımdaki geri kalmışlığı gelişmiş ülke seviyelerine getirilmek için devlet eliyle desteklenmeli, sektöre girmek isteyen şirketleri teşvik edici sübvansiyonlar hazırlanmalıdır. Bunun yanında, coğrafi konum sebebiyle ulaşımın zor olduğu doğu bölgelerinde de ray inşası için elverişli kısımlar tespit edilmeli ve ticari taşımacılıkta raylı sistemin ticaret hayatına destek olması sağlanmalıdır.

ALTIN SEKTÖRÜ VE İRAN’A YAPILAN ALTIN İHRACI (2014)

Altın herkesin bildiği üzere kıymetli bir madendir. Günümüzde altın cevherleri tek başına bulunmamaktadır. Bunun yerine, yantaş içine dağılmış halde bulunmaktadırlar. Yantaştan ayrılan altın cevheri siyanür liçi ile çözündürülür. Solüsyona geçen altın iyonları aktif karbon üzerine adsorbe edilerek, solüsyondan sıyrılır. Sıyırılan altın iyonları elektrokazanım ile katı forma dönüştürülür. Katı forma alınan altın ise tekrar ergitilerek ingotlara dökülerek külçe altın üretimi tamamlanır. Süreçten anlaşılacağı üzere, altını kıymetli yapan etmenlerden biri de ulaşılmasının güç olmasıdır. Böylesine kıymetli bir madenin ülkemizde üretimini  ilk olarak bir Türk şirketi 2002 yılında  İzmir-Bergama-Ovacık Altın Madeni’nde gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde hala 6 bin 500 ton yeraltı rezervi olduğu düşünülmektedir. Eğer bu rezerv kanıtlanırsa, potansiyeli bakımından dünya altın sektöründe Türkiye 2. sırada kendine yer bulabilecek. 2002 yılından önce, 16 senede 120 milyar dolarlık altın ithalatı yapılmıştı. Günümüzde altın üretiminin geldiği noktaya bakılacak olursa,  Türkiye, 17 ton üretimle AB ülkeleri arasında en fazla altın üreten ülkedir. Ülkemizde aktif olarak işletilen madenler şu şekilde sıralanabilir;

  1. (Bergama)-Ovacık
  2. Balıkesir (Havran)-Küçükdere
  3. Gümüşhane-Mastra
  4. Erzincan
  5. İzmir
  6. Gümüşhane
  7. Eskişehir
  8. Balıkesir
  9. Çanakkale
  10. Konya
  11. Sivas

Türkiye Altın Üretimi

Altın Üretim Miktarı(ton)*
2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012
5,39 5,00 5,00 8,04 9,92 11,12 14,45 16,40 24,50 29,38

Türkiye altın üretimi 2012 yılı itibariyle 30 ton olarak gerçekleşmiştir. Parasal değeri de  yaklaşık olarak 1,7 milyon dolar civarındadır. Dünyada toplam altın üretimi  2700 ton olarak gerçekleşmektedir. Bu üretime en büyük katkıyı srasıyla 370 ton ile Çin, 250 ton ile Avusturalya ve 230 ton ile ABD sağlamaktadır. Altın takı üretimi ise yine sırasıyla 695 ton Hindistan, 300 ton Türkiye ve 220 ton ABD tarafından gerçekleştirilmiştir. Dünyadaki toplam altın takı üretimi 2051 ton olarak gerçekleştirilmektedir.

Türkiye’nin altın ile ilgili dış ticaret rakamları aşağıdaki tablodaki gibi gerçekleşmiştir. Görüldüğü üzere 2012 yılı itibariyle dış ticarette pozitif yönlü bir seyir izlenmeye başlamıştır. Uzmanlar 2012 yılındaki bu durumu; “Türkiye, 2012 yılının ilk 8 ayında geleneksel görünümünün dışına çıkarak ürettiğinden ve ithal ettiğinden daha fazla altın ihraç etmiştir. Bu ihracatın dayanağı stoktaki altınlardır. Yani yastık altındaki altınlar sisteme girmiş ve ihracata yöneltilmiştir.” şeklinde açıklamaktadır.  Yine uzmanlar  30 ton üretim gerçekleştirebilen ülkemizin bu üretim miktarıyla global pazarda  ithalatçı konumundan kurtulmasının tek bir yolu olabileceği konusunda hem fikir. Yaptıkları tespitlere göre, ülkemizden altının en çok ihraç edildiği ülkeye baktığımızda karşımıza İran çıkmaktadır. Türkiye bir süredir İran’dan doğal gaz alımı gerçekletirmektedir. İran ambargo altında bulunduğu için, satmış olduğu doğa lgaz karşılığında  dolar almak istememektedir. Bu durumda Türkiye’nin doğal gaz bedellerini doğrudan ya da kayıt üzerinde dolaylı olarak altınla ödemesi en makul çözüm olarak ortaya çıkmıştır. Bu yolla İran ambargodan biraz olsun kurtulmuş, Türkiye de eskiden ithal ettiği altınları bu yıl ihraç ederek cari açığının düşüşünü hızlandırmış olmaktadır.

Yıllar Altın ithalatı (milyon USD) Altın ihracatı (milyon USD) İhracat eksi İthalat (milyon USD)
2003 2.598 76 -2.522
2004 3.497 91 -3.406
2005 3.895 137 -3.758
2006 4.013 639 -3.374
2007 5.325 979 -4.346
2008 4.991 3.631 -1.360
2009 1.632 4.641 -3.009
2010 2.523 2.072 -451
2011 6.254 1.474 -4.780
2012 (Ağustos) 6.292 9.347 3.055

2013 yılı Darphane üretim rakamlarına bakıldığı zaman 2013 yılında 22 milyon 38 bin 741’i ziynet, 5 milyon 672 bin 741’i de sikke (Ata) olmak üzere 27 milyon 711 bin 482 adet altın üretimi gerçekleşmiştir. Darphane bu rakam ile rekor kırarken; 2013 yılında gerçekleştirilen üretim, 2012 yılında elde edilen rakamın 2 katından fazla gerçekleşmiştir. 2012 yılında toplam üretim 12 milyon 657 bin 28 olmuştur. 2013 yılında adetsel olarak en fazla üretim, 17 milyon 254 bin 460 ile çeyrek altında gerçekleşti. Üretilen yarım altın sayısı 1 milyon 876 bin 55, birlik sayısı 2 milyon 599 bin 776, ikibuçukluk sayısı 307 bin 24, beşlik sayısı da bin 426 oldu. Yıllar itibariyle altın üretimine bakıldığında 2013 yılında 27,7 milyon adet altın üretilirken, bu rakam bir önceki yıl gerçekleştirilen 12 milyon 657 bin 28’lik üretimi ikiye katladı. Bu altın üretimindeki artış, altının “ödeme aracı” olarak kullanılmaya devam edileceğini gözler önüne sermektedir.  İran ile gerçekleştirilen dış ticaretin doğal gaz karşılığı altın ihracı olarak devam ettirileceği bu veriler tarafından desteklenmektedir.

Ülkeler arası karşılıklı çıkar ilişkileri gözetilirken, uluslararası kamuoyu tarafından desteklenmeyen ticaret anlaşmaları daha özenli tespit edilmeli ve basit ithalat- ihracat analizlerinde bile kolayca ortaya çıkarılabilecek ve sonucunda da başka ülkelerle ilişkileri bozabilecek anlaşmalar konusunda daha hassas hesaplamalar yapılması, ülkemizin çıkarına olacaktır.