KIDEM TAZMİNATI HAKEDİŞ ŞARTLARI NELERDİR?

Tüm çalışanların, çalışma hayatını aynı şirkette devam ettirmesini en temelde sağlayan belki de iki neden var, birisi kıdem tazminatını alabilmek, diğeri de emekli olabilmek. Bu iki hayal bazen birçok zorluğa, sıkıntıya, probleme katlanılabilinmesini sağlıyor iş hayatında. Emeklilik ile ilgili daha önce bir yazı yazmıştım. Emekli maaşı hesaplamalarınızı ilgili yazımı okuyarak yapabilirsiniz.

Bugünkü yazımın konusu olan Kıdem Tazminatının öncelikle ne olduğunu ve bir çalışanın kıdem tazminatını  hangi koşulları sağladığında elde edebileceğinden kısaca bahsedelim.

Bir çalışanın kıdem tazminatı hak edebileceği durumları maddeler halinde sıralayalım;

1) Aynı işverene bağlı çalışma süresinin en az 1 yıl olması,

2) Çalışanın işveren tarafından iyi niyet ve ahlak kurallarına aykırılık nedenleri dışındaki nedenlerle işten çıkarılması,

3) İşçinin sağlık, işyerindeki iyi niyet ve ahlak kuralarına aykırılık veya işyerinde işin durması ve benzeri nedenlerle,

4) Askerlik görevi nedeni ile,

5) Emeklilik hakkının elde edilmesi veya bu kapsamda gereken sigortalılık süresi ve prim gününün doldurulması nedeni ile,

6) Kadın işçinin evlenmesi nedeni ile,

7) İşçinin ölümü nedeni ile feshi halinde çalışma süresinin gerektirdiği kıdem tazminatı ödenmektedir.

1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre yukarıdaki şartlar, çalışanın Kıdem Tazminatı hak etmesini sağlamaktadır.

KİŞİ İSTİFA ETMESİNE RAĞMEN KIDEM TAZMİNATI ALABİLİR Mİ?

Bunun yasayla destekli kolay bir yolundan bahsederek başlayayım. 9 Eylül 1999 yılı öncesi iş başlangıcınız varsa, 15 yıldır sigortalıysanız ve 3600 gün priminiz var ise, SGK’dan alacağınız yazı ile tazminatınızı alıp işten ayrılabilirsiniz. Bunun dışındaki yollar, yargı süreci kararı gerektirir. Yasada yazılı hükümler dışında, bazı yargıtay kararları, çalışanın istifa etmesine rağmen kıdem tazminatı alabilmesini de sağlamıştır. İşveren tarafından zaman zaman işçiler, istifaya zorlanabilmektedir. Yargıtay  “Cumhuriyet Savcılığına ihbar olunacağı tehdidi altında verilen istifa dilekçesinin işçinin gerçek iradesini yansıtamayacağını” belirterek istifa belgesine geçerlilik tanımamıştır. Bunun yanında Yargıtay “işyerinde hizmet süresi itibariyle belirli hakları kazanmış bir kişinin hayatın olağan akışı içinde istifa ile bu hakları ortadan kaldırması olağan bir davranış sayılmaz.” diyerek uzun süredir aynı iş yerinde çalışan bir işçinin istifa etmesini normal bir olgu olarak görmediğini izah etmiştir. Bununla birlikte; İşçi, “kıdem tazminatım ve tatillerden dolayı alacağım verilmek şartı ile istifamın kabulü” şeklindeki istifa dilekçesini Yargıtay gerçek istifa dilekçesi olarak saymamıştır. Bu durumunda Mahkeme, işçinin tüm haklarını işverence ödenmesi gerektiğine karar kılmıştır. Yargıtay “Şarta bağlı istifa dilekçelerinin geçerli olduğu kabul edilemez.”demiştir.

Bu kararlardan çıkarımınız, eğer zorla istifa ettirilmiş bir çalışansanız, size verilmeyen haklarınızı yasal yollardan elde edebileceğiniz şeklinde yorumlanabilir.

KIDEM TAZMİNATI NASIL HESAPLANIR?

Herhangi bir iş sözleşmesinin kıdem tazminatını gerektiren bir nedenle feshi durumunda, çalışılan her tam yıl için 30 günlük brüt ücret tutarında kıdem tazminatı ödenmektedir. Bir yıldan artan süreler de oranlanarak hesaplamaya dahil edilecektir. Kıdem tazminatı hesaplamaları sırasında işçiye ödenen ücretin yanı sıra, kendisine düzenli olarak sağlanan tüm para ve para ile ölçülebilen menfaatlerin (yol parası, yemek parası, düzenli olmak koşuluyla ikramiye ödemeleri vb.) brüt tutarları dikkate alınmaktadır. Her tam çalışma yılı için ödenen kıdem tazminatı tutarı, fesih tarihinde geçerli olan kıdem tazminatı tavanı ile sınırlandırılmıştır. Eğer brüt maaşınız Kıdem tazminatı tavanı üzerindeyse, (her yıl güncellenmektedir ve 2014 yılı için) Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen tutar kadar tazminat alınabilmektedir.

Yan ödemeler için kıdem tazminatı hesaplama tablosu;

Dönem 01.01.2014-31.12.2014
Aylık Katsayısı(1 tam yıl sonrasındaki aylar için) 0,076998
Taban Aylık Katsayısı
Yan Ödeme Katsayısı (yol yardımı, yemek yardımı) 0,024416

2014 yılında Uygulanacak Kıdem Tazminatı Tavanı

Dönemi Tutar (TL)
01.01.2014 – 31.12.2014 3.438,22

Bu tavan da memur maaşlarına istinaden belirlenmektedir. Hesaplama tablosu da ;

Aylık Gösterge X Aylık Katsayısı
Ek Gösterge X Aylık Katsayısı
Kıdem Aylığı Toplam Göstergesi X Aylık Katsayısı
Taban Aylık Göstergesi X Taban Aylık Katsayısı
(Aylık Gösterge + Ek Gösterge) X Aylık Katsayısı X 2 (% 200)

Bu çerçevede en yüksek devlet memuru olan Başbakanlık Müsteşarına bir hizmet yılı için ödenen emeklilik ikramiyesi aşağıdaki şekilde hesaplanmaktadır;

1.500 X 0,076998 = 115,497
8.000 X 0,076998 = 615,984
500 X 0,076998 = 38,499
1.000 X 1,205274 = 1.205,274
(1.500+8.000) X 0,076998 X 2 (% 200) = 1.462,962
Toplam 3.438,22

 

Yazımı toplum tarafından bilinen bir yanlışı düzelterek daha da uzatmadan tamamlamak istiyorum. Ne kadar süre çalışmış olursa olsun, Kıdem tazminatına ilişkin düzenlemeler gereği, iş sözleşmesini kendi isteğiyle fesih eden çalışanın (istifa), herhangi bir tazminat hakkı oluşmamaktadır. Çalışma süresinin belirli bir süreyi aşması, bu konudaki genel uygulamayı değiştirmemektedir. Öte yandan; iş sözleşmesini fesih etmek isteyen çalışan (istifa), feshi yazılı olarak ve çalışma süresine göre 2 ile 8 hafta arasında değişen sürelerle uygulanan bildirim süresine bağlı kalarak işverenine iletmekle yükümlüdür.

BİRİKİMLERİMİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİM?

Ülkelerin büyümesi için yatırım gereklidir.  Yatırımların gerçekleştirilebilmesi için de sermaye gerekir. Günümüzde sermaye sağlayacılar, çoğunlukla bankalardır. Genelde bankaların ihtiyacı olan fonu, hanehalkı yani bizler, birikim yaparak sağlarız. Birbirine bağlı bir çarkın ekonomi döngüsü en basit haliyle bu şekilde açıklanabilir. Diyebiliriz ki, hem bireylerin refah seviyesinin, hem de ülkenin refah seviyesinin artması için, birikim yapılması şarttır.

Aklınızdan geçenleri duyar gibiyim. Zaten kısıtlı bir gelirle, yaşamımızı idame ettirmeye çalışırken, birikim için pek bir bütçe kalmıyor. Olmayan birikimimizi nasıl değerlendirelim diye düşünüyorsunuz değil mi? Ama aslında, insan davranışları incelendiğinde, zorunlu olarak ödememizin gerektiği, elektrik, su, kredi taksidi gibi giderlerini hiç aksatmayan bireylerin, örneğin kredi borcu bittiğinde taksit tutarındaki parayı birikime ayırmak için yeterli bütçeye sahip olmadığına inandığı görülmüş. Bir ay önce, taksit kredisini ödeyen birey, zorunluluk ortadan kalkınca, böyle bir ruh haline kapılıyor ve parayı tüketime harcıyor. Sonsuz insan ihtiyaçları arasında, yeni bir gider kalemi yaratmak da hiç zor değil.

Tüm bunları düşünürken, bir taraftan da, gelecek kaygısı içinde yaşamımıza devam etmeliyiz. Hele ki ekonomi dengesi bu kadar kırılgan bir ülkede yaşıyorsak. Hala, finansman sektörünün orta vadeli ticari kredi sağlama sorunu varken, ülke ekonomisinin %97’si, 3. Kuşaklara aktarılamayan  aile şirketlerinden oluşmuşken, ölçek yapısının %99’u KOBİ iken, harcarken bir kez daha düşünmeliyiz.

Sizleri birikim yapmaya ikna edebildim mi, bilmiyorum ama edebildiğimi var sayıyorum, optimist bir yakşalımla.

Sizlerle, Vehbi Koç’un zenginlik tanımını paylaşmak istiyorum. “Bir gerçek ya da tüzel kişinin zengin olabilmesi için, ay başına düşen gelirinin %80’ini yatırım için ayırabiliyor olması gerekir.”

Peki birikimlerimizi nasıl değerlendirmeliyiz?

Öncelikle Türkiye piyasa şartlarında, beyaz yakalı bir bireyin ortalama gelirinin 2.000 -10.000 TL bandında olduğunu hesabıyla birikimleri farklılaştırdım.

Birikim guruplarını 3 farklı kategoriye ayıracağım.

1)    Gelirinin %10’unu birikim hesabına ayırabilenler

2)    Gelirinin %20-%30’unu birikim hesabına ayırabilenler

3)    Gelirinin %50’sinden fazlasını birikim hesabına ayırabilenler.

1)    GELİRİNİN %10’UNU BİRİKİM YAPMAK İÇİN AYIRABİLENLER

 

Yaşam kalitesinde herhangi bir değişiklik yaratmadan birikim yapmak isteyenler için, tavsiyem BES sistemine dahil olmalarıdır. Bireysel Emeklilik Sistemi’nde son dönemde yapılan değişiklikler sonrası %25 devlet katkısı da göz önüne alındığında ve bahsedilen para miktarı için, faiz, döviz kuru veya altın yatırım araçlarından hiçbirinin %25’lik bir getiri sağlayamayacağı da ortadayken alternatifsiz olduğu aşikardır. Bu birikim seviyesi için, BES’in özellikle kamu ve özel sektör çalışanları tarafından tercih edilmesi gereken yatırım aracı olduğu kanaatindeyim. Sistemin sağladığı portföy sepeti çeşitliliğiyle de, istenilen risk düzeyleri seçilerek, getirinin artması sağlanabilir.

 

2)    GELİRİNİN %20- %30’UNU BİRİKİM YAPMAK İÇİN AYIRABİLENLER

Bu gelir seviyesinde kısa vadeli sayılabilecek 24 ay  sonrasında, aylık gelirininin 6-7 kat seviyesi üstünde bir birikime sahip olunacağı görülmektedir. Bu gelir seviyesi için tavsiyem, birikime kış dönemlerinde başlanacaksa, bir sonraki kışa kadar yatırım aracı değiştirmemek şartıyla, altın iyi bir yatırım aracı olacaktır. Para kümülatif olarak bir artış göstermeden önce, TL birikimi yapmak, enflasyonun %10 olduğu bir ülkede hiçbir katkı sağlamayacak aksine, reel anlamda birikiminizin değer kaybetmesiyle sonuçlanacaktır. Bu sebeple, yatırım için, külçe altın ya da tam altın ürünlerinden herhangini birini belirleyip, aynı ürünle bir tam yıl birikim yapılmasını tavsiye derim. Bir tam yıl sonunda, portföyünüzdeki birikiminiz 5000 TL altında kalmışsa, altın yatırım aracını kullanarak birikiminize yine 12 ay ürün değiştirmemek şartıyla devam etmenizi tavsiye ederim. Eğer birikiminiz 5000 TL üzerine ulaşmışsa, portföyünüzü çeşitlendirmeniz hem riski azaltacak hem de, daha fazla gelir elde etmenizi sağlayacaktır. Bundan sonraki aylarda birikiminizin yarısını DOLAR- EURO ürünüyle çeşitlendirebilirsiniz. Döviz portföyünüzü, piyasadaki hızlı dalgalanma zamanlarında, al-sat dediğimiz sistemle yenilemenizi tavsiye ederim. Burada anlatmak istediğim, dövizin yukarı hareketinin olduğu zamanlarda, elinizden dövizlerinizi çıkarın. Alış ortalamanızın altına düştüğü zamanlarda da döviz alımı gerçekleştirin. (alış kurunuzu mutlaka yazın ve elinizdeki toplam dövizin alış kurunu hesaplamayı unutmayın.)

3)    GELİRİNİN %50’SİNDEN FAZLASINI BİRİKİM YAPMAK İÇİN AYIRABİLENLER

Diğer kategorilerde, “ihtiyatlılık prensibiyle birikim” tercihini tavsiye ederken, bu birikim kategoride biraz risk alınarak portföy oluşturulmasını tavsiye edeceğim. Birikiminizin montanına göre farklılaşmak şartıyla, piyasada mevcut banka faizlerinin üstünde faiz alabilme ihtimaliniz bulunuyor. Bu sebeple 33 günlük olmak şartıyla farklı bankalarda vadeli hesaplar oluşturun. Banka sayısı, birikiminizin montanına göre 5’e kadar çıkabilir.

Borsa da değerlendirebileceğiniz, ürünler arasında olmalı. Tanıyıp bildiğiniz, uzun yıllar sektörde faaliyet gösteren firmaların halka açılışlarını mutlaka takip edin ve açılış hisselerinden edinin. Hissenizin artış azalış hareketlerini takip ederek, %25-%30 getiri bandına gelene kadar durağan bir seyir izleyin ve satış yapmayın. Eğer broker değilseniz, daha üst seviyelerde borsa aracını kullanmanızı tavsiye etmiyorum. Ama bildiğiniz, tanıdığınız firmaların halka arzlarını mutlaka takip edin.

2008 sonrası işe başlayan her bir çalışan için 40 yıl sürece bir çalışma hayatında birikim yapmadan, geleceğinizde rahat etmeniz mümkün mü? Cevabınız hayırsa, ertelediğiniz birikim kararı için, yarın değil, bugün başlayın.