ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAK KARŞILIĞI İLE İLGİLİ ÖZELGE

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Sakarya Vergi Dairesi Başkanlığı

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

 

SAYI : B.07.1.GİB.4.54.15.01/VUK –
KONU : Şüpheli Alacak Karşılığı

 

 

Sayın ………………………
SAKARYA

 

 

İlgide kayıtlı dilekçeniz ile; 2005 yılında Kuzey Kıbrıs Cumhuriyetinde faaliyet gösteren “……………. Ltd. Şti.’ne” 215.229,74 YTL’lik ihracat gerçekleştirdiğinizi, anılan firmanın borcunun 68.519,21 YTL’sini ödediğini, geriye kalan 146.710,53 YTL’lik borcun ödenmediğini, bu alacağınız için ……….. Kaza Mahkemesinde 6312/06 dava numarasında dava açtığınızı, 02/02/2007 tarihli mahkeme kararında şirketiniz lehine karar verildiğini, ancak, bu alacağınız için dava açıldığı dönemde “Şüpheli Alacak Karşılığı” nın ayrılmadığını belirtilerek, 2007 yılında “Şüpheli Alacak Karşılığı”  ayırıp ayıramayacağınızı, ayrıca anılan şirket için icra takibinin yapıldığını, 23/03/2007 tarihli “Yemin Varakası”nda hükümlü borçlunun evinde/işyerinde/tasarrufunda taşınır eşya bulunamadığından icra işleminin yapılamadığı, bu aşamada bu alacağınızın “Değersiz Alacak” olarak değerlendirilerek gider olarak yazılıp yazılmayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü istenilmektedir.

 

213 sayılı Vergi Usul Kanunun 323 üncü maddesinde; “Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;

 

1-Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;

 

2-Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar;

şüpheli alacak sayılır.

 

Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir.

 

Bu karşılığın hangi alacaklara aitolduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder. Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına intikal ettirilir.” Denilmektedir.

 

Buna göre şüpheli alacak karşılığı ayrılmasında aranan ilk şart, söz konusu alacağın ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmalıdır.

 

Diğer taraftan, alacağın tahsili güçlüğünün, objektif olarak inandırıcı belgelerle ortaya konması, şüpheli alacak uygulaması açısından ikinci önemli şart olup, kanun koyucu şüpheli hale geldiği ileri sürülen alacağın, ciddi olarak takip edildiğinin yargıdan veya icra organlarından alınacak belgelerle tevsikini öngörmüştür.

 

Şüpheli alacak karşılığı ayrılması, alacağın şüpheli hale gelmiş olması durumunda mümkündür. Dolayısıyla, mahkemeye dava, icraya takip dilekçesinin verilmiş olması, alacağın dava veya icra safhasına intikal ettiğini gösterir. Ancak şekli bir başvuru alacağın şüpheli sayılması için yeterli değildir.

Bu nedenle,  bir alacağın şüpheli alacak niteliğini kazanabilmesi için başvurudan sonra davanın mahkemece görülmekte olması, icraya intikal eden ihtilafında ödeme emrine bağlanmış olması gerekir. Bu aşamalara gelmemiş alacaklar için karşılık ayrılamaz.

 

Ayrıca, bahse konu  323. maddede “Şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir.” şeklinde yer alan hüküm, yükümlülerin diledikleri yılda şüpheli alacak karşılığı ayırabilecekleri biçiminde değil, alacağın şüpheli hale geldiği yılın değerleme gününde karşılık ayırabilecekleri biçiminde anlaşılması gerekmektedir.

 

Öte yandan, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun, “Değersiz Alacaklar” başlıklı 322’nci maddesinde; “Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar değersiz alacaktır.

 

Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilirler.

 

İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren değersiz alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler.” hükmüne yer verilmiştir.

 

Anılan madde hükmünün tetkikinden de anlaşılacağı üzere; bir alacağın değersiz sayılabilmesi için hakkında ya bir yargı kararının olması ya da kanaat verici bir vesikanın bulunması gerekir. Kanaat verici bir vesikadan kasıt ise, alacağın tahsilinin imkansız olduğunun belge üzerinden anlaşılmasıdır. Vergi mevzuatımızda, kanaat verici vesikaların neler olduğu hususunda kesin bir hüküm olmamakla birlikte, gerek Danıştay’a intikal eden ihtilaflar sonucu verilen kararlarda, gerekse Gelir İdaresi Başkanlığı’mızın uygulamalarında; alacaktan vazgeçildiğini gösteren ve inandırıcı olan anlaşmalar ve benzeri vesikalar (mektup, muhabere evrakı ve yazılı her türlü belge gibi), borçlunun kesin olarak yurt dışına çıkmış olduğunu gösteren belgeler, mahkemelerce borçlu hakkında verilmiş “Gaiplik Kararı” gibi belgelerin kanaat verici vesika olarak kabul edildiği görülmektedir.

 

Yargısal bir hükme dayanarak alacağın değersiz hale gelmesi için söz konusu alacağın tahsili için bütün kanuni yollara başvurulmakla birlikte alacağın ödenmesinin ya da ödenmesini istemenin imkansız olduğunun bir mahkeme kararı ile tespit edilmiş olması zorunludur.

 

Bunlara ilave olarak, alacağın değersiz hale geldiği yıl hesaplarına zarar olarak yazılması gerekmekte olup, ilgili olduğu yılda zarar yazılmayan alacağın sonraki yıllarda dikkate alınması  da mümkün bulunmamaktadır.

 

Bu nedenle, yapılan icrai takibat, söz konusu alacağınızın değersiz alacak olarak kabul edilmesinde kanaat verici bir vesika olarak kabul görmediğinden bu alacağınızın değersiz alacak olarak yazılabilmesi mümkün değildir.

 

Ayrıca, şüpheli alacak karşılığı ayırma işlemi seçimlik bir hak olup ancak alacağın şüpheli hale geldiği yıl için ayrılması gerekmektedir. Şirket olarak, ………….. Mahkemesinde 6312/06 dava numarasında açtığınız davanın 2006 takvim yılında olması nedeniyle alacak bu tarihte şüpheli hale gelmiştir. Bu nedenle, yukarıda açıklandığı üzere söz konusu alacak için 2006 yılı için karşılık ayırma hakkınız bulunmaktadır. Bu tarihten sonra alacak ile ilgili daha sonradan yapılan işlemeleri esas alarak, şüpheli ticari alacak karşılığı ayırmanız da mümkün değildir.

 

Bilgilerinizi rica ederim.

 

Recep ALP

Vergi Dairesi Başkanı